Kürdistan Ulusal Kongresi Üzerine Sayin Sait Aydoğmuş ile röportaj



Aso Zagrosi






Son yıllarda Kürdistan'ın farklı parçalarında "Ulusal Kongre" ve "Kürdistan Kongresi" gibi girişimlerden söz ediliyor. Fakat bugüne kadar Kürd kamuoyunda bu konuda ciddi bir tartışma yaşanmış değildir. Bundan dolayı biz Newroz.Com olarak farklı biçimlerde ve farklı alanlarda yıllardan beri Kürd siyasal yaşamının içinde yer alan arkadaşların "Ulusal Kongre"ye ilişkin düşüncelerini almak istiyoruz.



Aso Zagrosi: Genel olarak "Ulusal Kongre”den ne anlıyorsunuz. Başka ülkelerde yaşanan "Ulusal Kongre" tecrübeleri hakkında bize ne söyleyebilirsiniz?

Cevap
: “Ulusal Kongre”, adından da anlaşılacağı gibi, Ulusun kaderini ilgilendiren stratejik konu/larda söz ve karar sahibi olan ortak bir kurum olması gerekir. “Kürdistan Kongresi” de aynı anlamda kullanılmaktadır. Dünyadaki diğer örneklerle konuyu uzatmak yerine, biz Kürtler için şimdi gerekli ve söz konusu olanın hemen bir “Ulusal Kongre” yerine, “Ulusal Konferans” olduğunu düşünüyorum. Zira biz Kürtlerin, bırakalım dört parça için ortak bir ulusal stratejimiz, Güney Kürdistan’ı bir tarafa bırakırsak; diğer parçalardaki Kürtlerin kendi parçaları için bile ortak bir ulusal stratejileri henüz yoktur. Bu nedenle Kürtler, ulusal kaderleri ile ilgili ortak stratejik kararlar alma aşamasına ulaşmak istiyorlarsa, bunun örgütsel ve politik altyapısını hazırlamak durumundadırlar. Bu da ancak parçalarda ve parçalar arasında ortak toplantılar ve konferanslarla olur. Zaten konuyla ilgili belli bir kavram kargaşasına rağmen, esasen gündemde olan “Kürdistan Ulusal Konferansı”dır.

Aso Zagrosi: Tarihsel olarak Kürdlerin "Ulusal Kongre" girişimleri oldu mu? Eğer Kürdlerin böyle girişimleri olduysa bugüne kadar neden başarılı olmadı?

Cevap
:Benim bildiğim, “Bağımsız Birleşik Kürdistan”ı savunan kimi örgütlerin konuyla ilgili programatik veya politik tasarıları ve buna ilişkin kimi girişimleri olsa da tarihimizde gerçekleşen bir ortak “Ulusal Kongre” yoktur.

Aso Zagrosi: Kürdistan gibi parçalanmış bir ülkede "Ulusal Kongre" ne anlama geliyor? Kürd siyasal yapıları tüm dünya halklarının sahip oldukları ulusal hakları talep etmek için bir "Ulusal Kongre" de birleşmeye hazırlar mı?

Cevap
:Yukarıda da belirtiğim gibi “Ulusal Kongre”nin, Ulusun kaderini belirleyecek strateji konusunda karar alabilecek bir kurum olması gerekir. Yüzyılların parçalanmışlık kıskacında ekonomik, politik, sosyal-kültürel süreçleri, sömürgeci uygulamalarla çarpıtılıp biribirinden uzaklaştırılmaya çalışılan Milletimizin, herşeyden önce önümüzdeki süreç içinde tekrar birleşmek için ortak bir politik perspektif ve iradesinin olup olmadığını ortaya koyması gerekir. Böylesi bir süreç, hem her parçada hem de parçalar arasında politik hareketlerin önüne bir takım görevler koyar. Her politik örgüt, hem bu konuya ilişkin kendi tutumunu netleştirmeli hem de özel olarak kendi parçasında genel olarak da Kürdistan çapında tutumuna uygun amacı gerçekleştirmeye çalışmalıdır. Bütün bunlar her parçada ve Kürdistan çapında ortak bir takım toplantıları ve konferansları gerektirir ki, “Ulusal Kongre”nin koşullarının oluşup oluşmadığı ortaya çıksın. Parçalanmışlık, uluslaşma ve birleşme konusunda yüzyıllardır yaşadığımız süreçleri çarpıtıp farklılaştırıyor; bizi her yönüyle biribimizden uzaklaştırmaya çalışıyordu. Dört parçada da buna karşı verilen mücadeleler ve ödenen bedeller, nihayet mevcut uluslar arası, bölgesel ve ulusal koşullarda güçlü bir Kürt uluslaşma ve dolayısıyla ulusal birleşme dinamizmi ve eğilimi ortaya çıkarmış bulunmaktadır. Her yönüyle yüzyıllık naletli bir parçalanmışlıktan sonra, yeniden şekillenen bölgemizde, Kürtler, siyasal değişim ve demokratikleşmenin en bilinçli, aktif, örgütlü ve görece kalabalık toplumu durumundadırlar. Kürt politik hareketi, belirtilegelen tüm bu elverişli koşulların avantajlarını kullanmak için çok acele etmeli, ortak toplantılar ve konferanslarla “Ulusal Kongre”nin alt yapısını bir an önce oluşturmalıdır. Ancak bizim “Ulusal Kongre”mizin de bizim koşullarımıza özgü olması gerekir. Şunu
kastediyorum: Parçalanmışlığın, farklı parçaların ekonomik, toplumsal ve politik süreçlerinde ve dolayısıyla politik stratejilerinde yarattığı farklılıklar nedeniyle “Ulusal Kongre”miz, Tüm parçalar için geçerli ortak politik kararlar almak yerine, parçaların özgün politik koşul ve stratejilerini, ortak ulusal amaç ve çıkarlarla uyumlayan bir karar mekanizması gibi çalışması gerekir. Yakın zamanda, Kuzey Kürdistan’da, konuyla ilgili yapılan birtakım ortak çalışmalara katılan birisi olarak tespitim şudur: Anılan elverişli koşulların yarattığı ulusal atmosferin talepleri, herkesin politikasını daha ulusallaştırmakta, ortak ulusal çıtayı hızla yükseltmektedir. Genel olarak politik ortaklaşma, elverişli objektif koşulların manivelası sayesinde, Kürt uluslaşması, devletleşmesi lehinedir. Bu bakımdan günümüzde, anılan türdeki bir ortaklaşmadan, uluslaşıp devletleşmek isteyenler değil, istemeyenler korkmalıdır!

Aso Zagrosi: Kürdistan'ı işgal eden ve sömürgeleştiren ülkelerle farklı parçalardaki Kürd partilerin girdikleri ilişkilere bakıldığı zaman dünya Kürdlerinin gerçek talepleri nasıl programlaştırılabilir?

Cevap
: Yüzyıllara dayalı parçalanmışlık kıskacı, Kürtlerin gerçek ulusal taleplerini programlaştırmalarını oldukça karmaşıklaştırmıştır. Açıktır ki, Kürtlerin de her millet gibi devletleşerek orada kendi kendilerini yönetme hakları vardır ve temel amaç bu olmalıdır. Parçalanmışlığın yarattığı olumsuz koşullarda bu amacın gerçekleşip gerçekleşmiyeceği; gerçekleşecekse nasıl bir süreç izleyeceği uluslar arası, bölgesel ve ulusal birçok aktöre ve etmene bağlıdır. Kürtler, tüm bu aktörlerin tutumlarını ve etmenleri belirleyemezlerse de kendi kaderleriyle ilgili tutumlarını kendileri belirleyebilirler. Çağımız, devasa gelişen iletişim ve bilgi paylaşım teknolojileri sayesinde her türlü etnik, toplumsal ve kültürel farklılığın kendisini daha bir ortaya koymayı, ifade etmeyi objektif olarak teşvik eden bir çağ olduğundan, Kürtlerin kendi örgütsel güçleri ve buna dayalı ortak politik tutumları, geleceklerini belirlemede çok ama çok önemlidir. Bu ortak tutum, diğer aktörlerin tutumunu ve etmenleri hem zorlayacak hem de olumlu etkileyecektir.

Aso Zagrosi
: Daha somutlaştırmak gerekirse Türkiye ve İran ile ciddi ekonomik ve siyasal ilişkiler içine giren Kerkük, Xaniqin ve Musul gibi Kürdistan toprakları meselesinde Irak Araplarıyla ciddi problemleri olan Güney Kürdleri Kuzey ve Doğu Kürdistan Kürdlerinin "Ulusal Talepleri" konusunda ne önerebilirler?

Cevap
: Konuyla ilgili inançla ve umutla söyleyebileceğim şey, yukarıda belirttiğim gibi parçaların farklı politik süreçlerinin ve dolayısıyla özgün strtejilerinin ortak bir ulusal amacın perspektifiyle uyumlanması, Güney’de “Kerkük, Xaniqin ve Musul” dahil, diğer parçaların tümünün sömürgecilerin egemenliğinden kurtarılması için tek doğru yoldur. Yüzyıllardır Kürtleri yok edip bitirmek konusunda stratejik olarak ortak davranan sömürgecilerin “kurtlar sofrası”nda, hiçbir parça kendi başına daha güçlü değildir ve dolayısıyla da gerçek anlamda kurtulamaz, kurtuluşa yakınlaşamaz.

Aso Zagrosi: Arap Kürdü, Fars Kürdü ve Türk Kürdü ya da bu devletlerin sınırlarını temel alan ve bu sınırlar çerçevesinde "Kürd Sorunu" çözmeye çalışan anlayışların hakim olduğu bir "Ulusal Kongre"ye ihtiyaç var mı? Böyle bir "Kongre" geleceğe ilişkin Kürd kuşaklarını zor durumda bırakmaz mı? Onların iradelerini hipotek altına almaz mı?

Cevap
: Yukarıdaki cevaplarımla bu soruya cevap verdiğimi sanıyorum.

Aso Zagrosi: "Ulusal Kongre"ye ilişkin çıkan çeşitli haberlere bakıldığı zaman daha çok sömürgeci güçlere karşı kullanılacak mücadele biçimleri ön plana çıkıyor. Siyasal hedeflerden
ziyade mücadele biçimleri konusunda bazı kararlar alınırsa ve uygulamaya konulsa Kürdler arasında yeni çatışmalara neden olmaz mı?

Cavap
: Yüzyıllardır ülkesi parçalanarak sömürgeci şiddet altında yok edilmek istenen Kürtler için, silahlı mücadele dahil, tüm mücadele biçimlerinin meşru olduğu tartışma götürmez. Kürt ve Kürdistan mücadelesinde, silahlı mücadelenin oynadığı politik rolün önemi her parçada ortadadır. Kürtler, kendi ülkelerinde kendilerini yönetip devletleşeceklerse, her millet gibi silahları da orduları da güvenlik kuvvetleri de olacaktır. Tüm bu gerçeklerin, bir “Ulusal Kongre”de tartışmadan vareste olması gerekir. Bu konuda “Ulasal Kongre”nin tartışması gereken husus; silahlı mücadeleye günümüzün politik koşullarında farklı parçalarda nasıl bir rol biçileceği; bu rolün nasıl hayata geçirileceği ve buna ilişkin politik sav ve söylemin nasıl olması gerektiğidir. Güneyliler, mücadele tarihlerinde silahlı güçlerinin varlığını ve muhafazasını asla tartışam konusu yapmadılar. Bunun yerine somut çözüm projelerine veya politik koşullara bağlı olarak bu güçlerin faaliyet biçimlerini ve konumlanmalarını tartıştılar. Bu doğru politika sonucudur ki, günümüzde Güneyliler, kendi peşmerge ordusuna sahiptirler ve bu ordu, Mesut Barzani’nin genel olarak tüm bölge için özel olarak da Kuzey Kürdistan için kullandığı barışçıl politik söyleme rağmen, ciddi bir askeri hazırlık da yapmaktadır. Bagımsızlık ilanı veya Irak’ın yeniden şekillendirilmesi halinde, Fedaral Kürdistan dışında kalan Kürt bölgelerinin federal bölgeye katılması için bu hazırlık gereklidir ve yerindedir. Kuzey Kürdistan için de aynı mantıkla Silahlı mücadelenin ve güçlerin durumu değerlendirilebilir. Sorun, Kuzey’de silahlı hareketin tamamen PKK’nin tekelinde olması, bunun komuta merkezinin Güney’den sürdürülmesi ve en önemlisi, savaşanların breysel niyet ve inançlarından bağımsız olarak onları savaştıran PKK’nin açık, kararlı bir ulusal perspektife sahip olmamasıdır. Bunun içindir ki PKK, savaşı ulusal etkinlik ve amaçlardan çok kendi liderinin akıbeti ile örgütsel etkinliğine endekslemiş bulunmaktadır. Bu durum, Kuzey’de ve PKK’nin etkin olduğu diğer parçalarda, silahlı mücadele ve buna ilişkin güçlerin durumun, ulusal mücadelenin ortak ihtiyaç ve çıkarları çerçevesinde değerlendirilip konumlanmasında ciddi sorunlara neden olmaktadır ve olacaktır. Bu durum, Bölgemizin yaklaşık yüzyıl sonra yeniden dizayn olması (şekillenmesi) nedeniyle Kürtlerin her konuda daha bir ortaklaşmaya içhtiyaçlarının olduğu günümüz koşullarında ortak toplantılardan (konferans, kongre) ortak ulusal projeler, politik tutumlar ve söylemler çıkarmayı zorlaştırmaktadır.

Aso Zagrosi: Türkiye'de bazı çevrelerin "Kürd Ulusal Kongresine" "pozitif" yaklaşması gibi bir izlenim var. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Cevap
: Kanatimce bu soruyla kimi Türk devlet ve iktidar güçlerini kastediyorsunuz. Türk Medyası’nın kimiTürk Devlet ve Hükümet yetkililerine dayanarak, Sayın Mesut Barzani’ye ve dolayısıyla Güney Kürdistan’daki yönetime “PKK’yi silahsızlandırma” görevi atfettiğini ve bu “görev”in Kürtlerin ortak bir toplantısından çıkarılacağını propaganda ettiklerini okuyoruz, biliyoruz. Ancak Sayın Mesut Barzani’nin ziyaretleri, demeçleri ve pratik politik uygulamaları bu propaganda ve manipülasyonun doğru olmadığını gösteriyor. Ben, Türklerin bu politikasının, Kürtleri biribirine düşürmeye onları daha da bölmeye matuf olduğunu düşünüyorum.

Aso Zagrosi: Eğer Güney Kürdistanlılar Kerkük, Musul, Xaniqin ve Mendeli'nin içinde yer aldığı Bağımsız Kürdistan'ı ilan ederse ve Irak Araplarıyla çatışma içine girerse diğer parçaların Kürdleri belli bir dönem "Bağımsız Güney Kürdistan" için Güneylilerin istemleri doğrultusunda hareket edebilirler mi? Buna hazırlar mı?

Cevap
: PKK’nin Kürt ulusal hareketindeki etkinliği ve politikası göz önünde bulundurulduğunda, Kürtler buna hazır değildirler. Ancak gidişat, belirttiğiniz yöndedir. Süreç içinde, buna hazır olmayanların “kel”i görünecek; bunun örgütsel ve politik ceremesini de çekeceklerdir.

Aso Zagrosi: "Ulusal Kongre" siyasal Kürd partilerinin mi Kongresidir yoksa tüm Kürdlerin mi kongresidir? Böyle bir kongre yapılsa hazırlıkları nasıl yapılabilinir? Diyaspora Kürdleri nasıl bir rol alabilir?

Cevap
: Tekrar ediyorum,konuyla ilgili belli bir kavram kargaşasına rağmen söz konusu olan “Ulusal Kongre” değil, “Kürdistan Ulusal Konferansı”dır. Ancak ister “Kongre” isterse “Konferans” olsun başında “ulsal” varsa bu, başta partiler, örgütler olmak üzere tüm yurtsever Kürtlerin olmalı ve bunların demokratik temsiline özen gösterilmelidir. Hazırlığı da buna uygun olmalı; partiler ve örgütler çalışmalarında belirleyici bir rol alsa da, Kongre’ye veya Konferans’a katkıda bulunabilecek diğer kesimleri hem hazırlığa hem de Kongre’ye katmaya çalışmalıdırlar. Bu çerçevede entellektüel, politik ve diğer tüm alanlardaki ciddi potansiyeli göz önünde bulundurulduğunda, “Diaspora Kürtleri” özel olarak önemsenmelidir.

Aso Zagrosi: Bu kısa söyleşi için teşekkür ediyorum. Ayrıca eğer söylemek istediğiniz ek bir şeyler varsa buyurunuz...

Cevap
: Bana bu imkanı sağladığınız için ben de size ve tüm camianıza teşekkür ederim.
Sait Aydoğmuş
11 Nisan 2012
Kürdistan